Monday, December 22, 2008

Taşındım

. .
. .
. .
. .
Yeni adres: DenizSeviyesininAltından
. .
. .
. .
. .

Monday, November 10, 2008

Hatiralar sarmis 4-1 yanimi

Kadikoy gecilmez! Seneye 10. yil kutlamalarinda gorusuruz. Tarihe not: 9.11.2008 FB 4 - 1 GS.

Ilk siyah ABD baskani

Nedense ilk siyah baskanin hep David Palmer* gibi biri olacagini umut etmistim. Obama ise o imajdan biraz farkli ama cesaretini hep birlikte gorecegiz. Bana gore hayal edilen, gonullerdeki ilk baskan David Palmer'dir.

*24.

Monday, September 29, 2008

An itibariyle...

Master In Economics!

Friday, June 27, 2008

Bruges

Nerdeyse 2 sene Amsterdam'da yaşayıp da gidemediğim yeri (çok istedim vallahi) bir film sayesinde şöyle böyle görme şansı elde etmek hoştu. Film de iyi olunca değmeyin keyfime. Sinemada izlediğim günün ertesine indirip tekrar izledim. Lanet olası İngiliz aksanı favorim, oyunculuklar, hikaye, mekanlar, müzik, hepsi bir harika. Evren sen mutlaka izle. Leffe birası çekti canım hemen.

Thursday, April 24, 2008

Gelse Yine

Sığınılacak limanı olmaktansa, fethedeceği bir kale olmak isterdim.
Hissettiğim her duyumu zaptedip, hüzünlerimi esir etmesini beklerdim.
Kendim, bir baharı daha es geçtim..

Tuesday, April 08, 2008

Wes Anderson

Ya bi film bu kadar mı güzel olur! off ki off. En son 'The Life Aquatic with Steve Zissou' adlı filminden hatırladığım sevgili yönetmenim yeni filmiyle karşımızda. Ama Bill Murray'in sürprizi bizi bir başka filme kadar beklememiz gerektiğiniz anlatıyor. Şiddetle tavsiye ediyorum, hazır festivalde de varken. The Darjeeling Limited.

Thursday, April 03, 2008

Eziklik geçişkendir.

Chelsea takımını büyük bir eziklik içinde karşılamaya giden GeSe'li taraftar grubu acaba boynu biraz bükük dönen ingiliz ekibini teselli etmek için uğurlamaya da gitmiş midir?

The Rising Sun Over the Europe-- FENERBAHCE

Tuesday, March 04, 2008

İşte benim Fenerbahçem




Özlemişim ne zamandır Fenerbahçenin hayata heyecan katmasını... değdi doğrusu! Böcük-Balığa çok teşekkür ederim şans getirdiği için...

Monday, March 03, 2008

Mart Sıkıntısı

Yalnızlık değil benimkisi biraz bıkkınlık, oldukça sıkılganlık, hepten tembellik ve elbetteki boşvermişlik. Ucundan tutup yakalanacak bir amaç olmayınca yaşadığım durum bu. Neydim, ne oldum, ne olacağım. Biliyorum hep on sekizinde kalmalıydım. Çok çalıntı ama doğru bir hayal. Nerdesin be tebessümüm, ah be nerdesin?

Friday, February 29, 2008

4'te 1

Bugün bir şey yazmazsam kendimi kötü hissedeceğimi düşündüm. 29 şubat malum gün. Artık daha iyi hissetmeye başlayabilirim. Zorlamada olsa bir tez konum ve yazacak 6 ay sürem var. Eylül 2008 çok fırtınalı olacak.
Yine Yeni Yeniden Hayal(ler) Kurmam Lazım.

Sunday, January 27, 2008

Thursday, January 24, 2008

25 on the 25th

Yarın, çeyrek asır benim oluyor , cahil geçen yıllara inat daha okunacak,görülecek, öğrenilecek bir çeyreklik kısım daha var, ilk günden başlamak lazım, zaman daralıyor.

Saturday, January 19, 2008

Amsterdam'da Sabah

Rüzgarlı ve muhtemelen yağmurlu bir havada dalmışsın uykuya... Sabaha düzelmesini bekliyorsun havanın ve hayatının, perdeyi kaldırınca farkediyorsun, odan dışarıdan daha aydınlık. Burda sabahlar sana yeni bir ışık vermekten uzak karanlık kalıyor. Güneş senden önce doğmuyor güne. Hep bir önde gidiyorsun, sen onu değil o seni takip ediyor gri perdelerin arasından taa ki yine karanana kadar.

Friday, December 28, 2007

Adana'da Alkol Kontrolü

Normal bir adana akşamında evrenle beraber kebabımızı yedik, "kabadayı" filmini izledik, sonra ben evreni evine bıraktım ve dönüş yoluna çıkmıştım ki polis var kavşakta. kemerim zaten bağlı, herhalde geç der bırakır diye düşünürken, ordan baktım bir el sağ tarafa geç diyor, sanırım amir kılıklı olan bana çatık kaşlarla şöyle bir baktıktan sonra aynı bakışlarla rütbece bir altına da bakınca elinde malum aletle polis camı indirmemi işaret etti;
-İyi akşamlar memur bey,
--İçki içtiniz mi bu gece?
-hayır içmedim.
--hiç mi almadınız?
-hayır hiç almadım.
(İşte bu noktada memur elindeki aleti kullanmaya kıyamadı ve onu aşağı indirip bana kulağını uzatıp üflememi istedi)
--bi üflesene
-?!*!.... (şaşkınlık haliyle gülmek geldi içimden ama daha çok soğanlı nefesimi düşündüm)
--bu alkol almamış, tamam gidebilirsin...

İnsan kulağıyla kandaki alkol oranını nasıl ölçer bilemem ama o polis soğan kokusunu gayet güzel hissetmiştir kanımca.

Saturday, December 08, 2007

Hayal

En son hayal kurduğumda yaşım 23'tü. Hala o hayalin içinde yaşıyorken, aslından salt gerçeğin ta kendisiyle yüzleşmeye devam ediyorken, hayat bana yeni bir hayal kurma şansı vermeyecek gibi geliyor. Belki de veriyor ama ben onu istemiyorum, çekiniyorum, açıkçası korkuyorum. Gerçekte geride bıraktığım şeylerden korkuyorum, tekrar dönüp yüzleşmek istemiyorum. Bir nevi erteleme bu, nereye kadar gidecek bilemiyorum. Her yüzleşme denemesinde sus pus oturup kendi kendime konuşuyorum. Harekete geçmek lazım diye akıl verenler de sus pus olmaya başlıyor, acaba olmayacağını zaten biliyorlar da beni mi oyalıyorlar. Neden olmasın? Tek soru bu, cevabı yok, aramaktayım, dahası feci şekilde istemektedeyim, tek arzum bu mudur benim hayatta, sen söyle bana, daha fazla gecikmeden neden olmasın?

Friday, November 30, 2007

21 gün sonra

Tam 21 gün sonra tam bu saatlerde şu an en çok olmak istediğim yerde olacağımın hayalini kurarak yazıyorum. Kimi neyi neden niçin özledim artık hatırlayamıyorum. Alışkanlık gibi bişey, özlemeye de alıştım ben, gurbetsiz yapamam yani. Hafızama artık hiç güvenmiyorum, kim kaldı ne vardı, nerdeydi,niçindi diye sorarken buluyorum kendimi özlem denen duygu kaplarken beni. En son herhalde önemliydi canım diyorum geçiştiriyorum zamanı, aslında hafızamı erteliyorum, hiç yapmazdım ben böyle, bir gün gelip hem de daha genç yaşımda hafızamın beni terkedeceğini ummazdım. Gitti gidiyor hani, ne kaldı şurasında, insanın algı seviyesinin artacağı, bununla beraber hatıraların da artacağı, şekilleneceği lazım gelirken ben de tam tersi, siliniyorlar onar beşer yüzer. Ben hafızamı geri istiyorum, yeniden her anın fotoğrafını saklamak istiyorum, bir gördüğümü onlarca kez gözümün önüne getirebilmek istiyorum. Ama birileri var, onlar yazınca ben de bişeyler şakıyor geçmişe dair, böyle önce tuzlu buzlu oluyor ama sonra netleşiyor, şimdilik tek tedavim onlardır. M.D. & M.E.P.

Wednesday, November 14, 2007

Karşı Devrim


Yıl: 1928.Türkiye Cumhuriyeti henüz 5 yaşında.Dünyaya meydan okuyan lider.Yeni Türkiye Cumhuriyeti'ni saygın bir devlet olarak kabul ettirmesinin haklı gururunu yaşıyor o anda.Çünkü bu masadakiler O'nun ve Türkiye'nin gücü karşısında saygı duymaktan başka birşey yapamayan dünya liderleri.Bu masada.Yani Atatürk'ün masasında o anda tam 32 kral ve 62 cumhurbaşkanı var.( "O An"dan alıntıdır )


Yıl:2007. Yanlış olmasın bizimkiler ziyaret etmiyorlar Kral'ın ülkesini,ziyarete gelen Suudi Kral. Hiçbir şekilde açıklanamayacak görüntü, insanda biraz onur ve gurur olur yahu. Ayrıntılar için (bknz).

Thursday, November 08, 2007

Çarşı 8'e razı, 9'a karşı :)

Evde Liverpool taraftarı fanatik bir adamla oturunca 8-0 lık bir skor beni feci halde rencide ettiyse de benim kanaryam, şanlı Fenerbahçem yüzümü kara çıkarmadı ve bu gece evi iki kez inlettim hem de bir hollanda takımına karşı hollanda'da, çok özlemişim futbolu, gooool diye bağırmayı,fenerbahçeyi alkışlamayı,gururum okşandı desem yeridir, eskimeye yüz tutmuş bir sevinci yaşadım. Yarın formamı giyip mi gitsem okula diye düşünmüyor değilim, sanırım giyeceğim :)

Monday, November 05, 2007

Butterfly on a Wheel

Bir adam hayatanızın içine ededururken,o ana kadar kazandığınız ne varsa mahvederken siz tüm film boyunca niye olduğuna dair içinizi kemiren bir merakla devam ediyorsunuz izlemeye. Tahammül fersah durumdaki bir adamın nereye kadar dayanabileceğini görüyorsunuz ama bu merakınızı gidermiyor maalesef... Muhteşem finaline kadar tahmin yürütmesi zor bir film ne olup bittiğ hakkında ama hissettirdiklerini anlayınca hak veriyoruz eski bond Pierce Brosnan abimize.Mazlum rolünde ise 300 filminin kas yığını,yere bakan yürek yakan delikanlısı King Leonidas'ı Gerard Butler'ı izliyoruz.Yine hiçbir şeyin aslında göründüğü gibi olmadığını bildiğimiz filmlerden biri ama izlenmeye değer.

Wednesday, October 31, 2007

Ziyaret ve Kayıp

Son zamanlarda gördüğüm en ilginç Türkiye ziyaretini Kevin Costner yapmış, ben kaçırdım derken saolsun Yılmaz Özdil yazmış hatta çok güzel yazmış. Biraz tebessüm etmek isterseniz buyrun okuyun.
Bir bilim adamı ve siyasi düşünür olan Erdal İnönü'yü kaybetmişiz, allah rahmet eylesin çok büyük adamdı. Üniversitede bir gün kütüphaneden eski kuzey kantine giderken arabasıyla hareket edecek olmuştu, hemen tanıdım ve başımı eğerek hafif tebessümle selam vermiştim. O da elini sallayarak karşılık vermişti. En azından bu tarihi kişiliği dünya gözüyle görmüş olduğuma çok seviniyorum. Yıllar önce başka bir bilim abimiz şunu söylemiş, Kevin'ın ziyaretinde aklıma geldi.

Two things are infinite: the universe and human stupidity
Albert Einstein
 
    eXTReMe Tracker